top of page

Kalp Hakikatte Ne ile Beslenir

Güncelleme tarihi: 26 Ara 2024

Evrende var olan, görülen ve görülmeyen her şey Qi’den (çi-enerji) oluşur ve Qi ile beslenir. Madde ve bedenimiz de Qi’nin konsantre olarak görünür hale geldiği, yoğunlaşarak katılaştığı formlarıdır. Aynı dünyadaki maddelerin (araba, ev, kıyafet, yiyecek…) Qi’sinin kötü hava şartlarında ya da bakımsızlık gibi durumlarda bloke olarak çürümesi, küflenmesi, bozulması gibi bedenimizin Qi’si de dış dünyaya takılı kaldığımızda, ilgisizlik ile onu duymaktan kaçtığımızda, endişe-korku-nefret-hırs-kıskançlık-huzursuzluk-öfke gibi duygular hissettiğimizde, ‘yargıladığımızda’… bozulur, blokaj oluşturur ve beden hastalanır. Biz içimizde kendimizi huzurlu, kendimizle ve etrafla, dünyayla uyumlu, mutlu, neşeli hissettiğimizde, sevgiyi doya doya hissettiğimizde ise Qi akışı muhteşem olur, beden-zihin kendiliğinden iyileşir, kendini beslediği gibi etrafını da besler. Yani hastalık ve sorunlar derinden yüzeye çıkan mesajlardır.


Kalp, bizim hayattan aldığımız tat ve lezzet ile, hayata karşı beslediğimiz neşe ve koşulsuz sevgi ile, teslimiyet ile, onun (iç sesimizin) kısa ve net mesajlarını dinleyip fayda vermeyenleri terk edecek – fayda verenleri hayatımıza davet edecek cesaretimiz olduğunda, egomuzun artık bize hizmet etmeyen ve önümüze perde olan, bizde inat ve körlük yaratan ‘küçük ben’inden, iyi-kötü, aptal-akıllı, istiyorum-istemiyorum, güzel-çirkin gibi yargılarından, ben biliyorum cehaletinden kurtulup özgürleştikçe beslenir. Eğer merkezimizde değilsek; başkalarını (aile, eş, çocuk, arkadaş, iş ortağı, patron, tanıdık…), başka şeyleri (konfor, iş, para, ev, eğitim, bilgi, hobi…) yani dış dünya olarak tanımlayacağımız alanı içimizden yükselen sesin önüne koyarak kendi gerçekliğimize direniyorsak, dış dünyanın dikkat dağıtıcılığının içinde kayboluruz ve bu da bizi savrulmaya, başta kendimizle sonra etrafla çatışmaya götürür. Arka planda gizli bir yargı sistemi çalışır ve dışarıdan nasıl görünürsek görünelim, aslında içeride huzurlu değilizdir, içimizde devamlı doğru-yanlış, benim dediğim gibi olsun… diyen ve ‘kontrol’ etmeye çalışan ‘ego (nefs) mekanizması’ çalışıyordur. İçten içe de bunun gerçeklik olmadığını bildiğimiz için savaşımız gizli gizli büyür.

Gelen her deneyimin bizi ileriye, daha güzel olana taşıyacak bir hediye ve öğretmen olduğunun bilinciyle ve kabulüyle, o doğru bu yanlış yanılsamalarından, yani yargıdan gözlemci tarafına geçmek, içimizdeki koşulsuz ve sonsuz sevginin Kaynağına teslim olmak bizi ve kalbimizi asıl iyileştirecek olan ve dış dünyada takılı kaldığımız kimselerden, olaylardan, işten, paradan, kaygılardan, korku ve endişelerden özgürleştirecek olandır. İçimizdeki gizli kavga (başta kendimizle) devam ettiği sürece hiçbir teknik, yol, rehber… bizi ‘iyileştirmez’. Dışarıdan geçici çözümler bulmuş oluruz. Kendimizi kendimiz iyileştirebiliriz, kapı içeriden açılır. Önce ‘ben neredeyim?’, ‘kendime neyi itiraf etmekten kaçıyorum?’, ‘kendimde miyim yoksa zihnim başkalarıyla, başka şeylerle mi oyalanıyor?’ diye sormakla başlar her şey…

Karşılık beklemekten uzak olan koşulsuz sevgi, teslimiyet ile huzur, neşe, kabul ve güven hem kalbin şifasına hem de kişinin ‘küçük’ ego ben’inden kurtularak ‘büyük’ birlik ben’ine ulaşmasına giden yoldur ve bu yol sonsuzdur…

Kalp kaynaktan beslenir. Bir ve bütün olan, hep birlikte kaos gibi görünen oluşların birlikte mükemmel işleyişine teslim olarak huzura erer.
 
 
 

Yorumlar


bottom of page